“Herkesi bir süre kandırabilirsiniz, bazılarını her zaman kandırabilirsiniz;
fakat herkesi her zaman kandırmak imkânsızdır.”
🙈 Kurumsal yapılar, sürdürülebilir bir itibar tesis edebilmek için iletişim stratejilerini yalnızca söylem düzeyinde değil, temellendiği değerlerle uyumlu bir biçimde kurgulamak zorundadır.
🙉 Yalnızca algı yönetimine dayalı bir iletişimle varlığını sürdüren kurumlar, olağan dönemlerde bu eksikliği görünmez kılabilse de, toplumsal kırılma ve kriz anlarında yapısal zafiyetler tüm çıplaklığıyla ortaya çıkar.
🙊 Bu gibi durumlarda, halkla ilişkiler ve reklam araçlarıyla gerçekleştirilen iyileştirici müdahaleler yalnızca geçici bir tampon işlevi görebilir. Ancak kriz derinleştiğinde, yüzeysel iletişim stratejileri yetersiz kalır ve kurumlar kaçınılmaz biçimde varoluşsal krizlere sürüklenir.
✍ Sürecin Adını Netleştirelim.
Daha önce yaşamadığımız birşey yaşıyoruz. Şu anda meşruiyeti sorgulanan bir iktidar ile son sandıktan lider çıkan ve hem ahlaki hem vicdani iktidarı eline almış olan bir muhalefet arasında süregelen ideolojik bir savaş var.
Bu derin kırılma tabanda deprem etkisi yarattı.
Olmadık şeyler oluyor ve çember de daralmakta.
Bundan sonra kurumlar hem çalışanları hem de müşterileri için net bir tavır ve tutum sergilemek zorunda kalacak.
💔 1. İtibar Meselesi
İtibar ve sürdürülebilirlik yalnızca finansal performansla ölçülen bir alan değil; aksine, esas olarak ahlaki bir temele dayanan ve toplumsal yapıyla nasıl bir değer ilişkisi kurulduğu ile de doğrudan bağlantılı olan bir olgudur.
🎭 2. Seçimlerin Sonucuna Katlanmak
Kurumların bu tarz siyasi ve toplumsal kırılmada mutlak bir tutum sergilemesi elbette zaman alabilir. Bazen eyleme geçmek, bazen de sessiz kalmak stratejik bir tercihtir. Elbette her seçeneğin sonucunu öngörerek ve seçimlerinin toplumsal yansımalarına kendini hazırlayarak yol almaları olağandır.
💬 3. Çalışanların İfade Özgürlüğü
Ancak asıl kırılganlık kurumsal duruş ile kurumun en önemli paydaşı olan çalışanların bireysel duruşları arasındaki uyumsuzlukta gizlidir. Aman diyerek uyarım..
Çalışanların ifade özgürlüğünü baskılamak, sansürlemek ya da sınırlandırmak, sosyal çağ sonrası üretken yapay zekâ destekli günümüz iletişim ortamında çok büyük bir riski beraberinde getirir.
Zira günümüzde, kurum içi iletişim bile şeffaflık, açıklık ve katılımcılık ilkelerinden bağımsız düşünülemez. Bu değerler, sürdürülebilir itibarın yapısal taşları hâline gelmiştir.
Ayrıca, kamusal söylemlerinde özgürlükçü, demokratik ve eşitlikçi bir dil benimseyen ancak sermaye ve güç ilişkileri söz konusu olduğunda bu ilkelerden kolayca sapabilen kurumlar, daha derin bir meşruiyet krizine açık hâle gelir.
⚖️ 5. Sonuç:
Artık herkesin olduğu gibi görünmek zorunda kalacağı günlere geliyoruz. Evet daha önce de bu eşikleri yaşadık, ancak şimdi daha sert ve geri dönüşü olmayacak şekilde yaşayacağız. Bu yüzden mış gibi sergilenen duruşların sonuçları çok daha yıkıcı olacak.
Bir yanıt yazın