CLUBHOUSE: SÖZ UÇAR, ANI YAKALAR

Yeni medya gündemine bomba gibi düştü Clubhouse.
Pandemi günlerinde çölde bir vaha bulmuşcasına heyecanla koşmaya başladı herkes.

Günde 18 saat süren kesintisiz yayınları duydu bu kulaklar.
Peki neden? Bugün bundan bahsedeceğim.

Ama ben size bu mecranın ne olduğunu değil,
2 haftalık deneyimim neticesinde aklım yettiğince nasıl çalıştığını anlatacağım:

Yeni Nesilin Bilmediği Bir Sosyal Ağ Deneyimi..
Son 10 yılda, yeni medya çok değişti. Bundan tam 9 yıl önce kaleme aldığım; “Ana Akımın Sosyal Medya Üzerine Etkisi” yazısında ön gördüğüm gibi; önce ana-akımın gündemi sosyal medyayı ele geçirdi. Ardından tüm bu sosyal ağlar, kontrolsüz şekilde büyüyen dev medya holdingleri haline geldi.

Veri, içerik, reklam, haber, yayıncılık, dağıtım hepsi bu yeni mecraları dev medya tekillerine evirince,
biz de kendimizi dev bir dijital fanusun içerisinde bulduk.

Twitter, Instagram, Youtube…

Birinden çık, diğerine gir. Hep aynı içerikleri gör, hep aynı reklamlara maruz kal ve bu döngünün sürmesine hizmet ettiğinin farkında bile olmadan tüketmeye ve türetmeye devam et.

İtiraf edelim, yarattığımız sosyal medya tam olarak bu.

Uzun Zaman Sonra Dijital Fanusta İlk Çatlak..
İşte Clubhouse bu döngüyü kırdı. Bize sosyal ağların aslında birer kamusal alan olarak ne kadar önemli olduğunu hatırlattı.

Dev ve baskın içerikler arasında ezilen ve kendi sesini duyamayan marjinal fikirlerin önemini ve fikirler etrafında örgütlenmeyi, konuşabilmeyi, dinleyebilmeyi, uzlaşabilmeyi; üstelik tüm bunları olabilecek en uygun şekilde eş zamanlı ve eşitlikçi bir yaklaşım ile yapabildiğimizi hatırlattı.

Internetin ilk yıllarında surf yapmış, chat odaları kullanmış, forum kültürüne aşina olan; Friendfeed ile büyümüş bizim nesil için şaşırtıcı olmasa da; Twitter’da troller ile büyümüş, Youtube yorumlarında küfürleşmeyi norm bellemiş, Facebook’u ebeveynlerinin altın rehberi sanan bir nesil için Clubhouse elbette sıradışı bir deneyim.

Prodüksiyona İhtiyacınız Olmayan Bir Mecra..
Evet, belki şimdilik sadece IOS’ta kullanabiliyoruz fakat mecranın kendisi ses tabanlı olduğu için, kullanımı ve katılım sağlaması çok kolay. Çoğu mecraya göre kullanıcılara daha eşit bir fırsat sunuyor. Demokratik ve hem zemin bir platform.

Zira bu mecrada var olabilmek için ışığa, efekte, filtreye, prodüksiyona yani bir ön hazırlığa ihtiyacınız yok. Clubhouse’da geçer akçe entellektüel sermaye. Tek gereken de kendi sesiniz ve fikrinizi doğru şekilde ifade edebilme yeteneğiniz.

Ekrana Bakmadan Kullanılan Uygulama..
Aynı zamanda uygulamanın arka planda çalışıyor olması, kullanıcıların ev işi yaparken, çalışırken, yol alırken içeriğe kolayca entegre olması; hatta uzun bir süre sonra ekrana bakmadan kullanılabilen bir uygulama olması, çok büyük bir avantaj.

Özgürce Ses Çıkarabilmenin Heyecanı..
Şüphesiz ClubHouse’un yükselişinde pandeminin etkisi, insanların uzun süredir sosyalleşemiyor olması, kalabalık şekilde eğlenme, haftasonu kapanmaları, konuşma ve paylaşma ihtiyacının ayyuka çıkması gibi büyük bir motivasyon var.

Bana kalırsa, tüm bunların ötesinde göz ardı edilmemesi gereken bir diğer unsur da sesini özgürce duyurabilme mutluluğu.

Dünya o kadar uzun bir süredir saygısız egemenlerin konuştuğu, çok bağıranın haklı çıkığı, yalan ile oluşturulan algının sık tekrar sayesinde gerçeğin yerini aldığı ve güce erişenin itibarlı olarak lanse edildiği bir medya kakafonisine maruz kaldı ki; Clubhouse karanlığın sonundaki şafak misali yüreklere su serpti.

Bu da işin romantizmi tabi. Fanus’tan içeri sızan ışığın etkisi.
Ama kesinlikle çok etkili..

Zaman Borsası & Ekran Süresi Savaşları
Tercih edilen her mecra, başka bir mecradan vazgeçiştir ve hiçbir yeni medya bir eskisini tamamen yok etmemiştir.

Ancak, yeni olan eskiyi her daim dönüşüme zorlamıştır. Tıpkı radyonun podcast ile; televizyonun da dijital yayın platformları ile olan dansı gibi mecranın içerik üzerindeki etkisi ve kullanıcının bu içeriklere erişim şekilleri; yatağını arayan su misali süreki bir devinim içinde.

İşte Clubhouse burada suyun yönünü değiştirebilecek çok büyük bir taş görevi görüyor. Çünkü burada geçen zaman aslında televizyondaki bir diziden, Netflix’teki bir filmden, Spotify’da dinlenen bir Podcastten, Youtube’da izlenen bir içerikten pay alıyor.

Rekabet mecralar arasında gibi görünüyor ama, aslında farklı kategoriler aynı kullanıcıların gün içerisinde harcadığı zamandan pay kapmaya çalışıyor.

Bu açıdan da bakacak olursak, uyku süresi tüm bu platformların ortak düşmanı. Şimdi küçümseniyor ama, bu paylaşma ve konuşma açlığı suyun yönünü daha çok değiştirecek gibi.

https://twitter.com/neeyiir/status/1355948197357694981?ref_src=twsrc%5Etfw%7Ctwcamp%5Etweetembed%7Ctwterm%5E1355948197357694981%7Ctwgr%5E%7Ctwcon%5Es1_c10&ref_url=https%3A%2F%2Fwww.yicit.com%2F2021%2F01%2Fclubhouse-soz-ucar-ani-yakalar%2F

Markalar Burada Nasıl Yer Alır?
Aslında çok kolay yer alır. Ama aslolan burada yer almak değil. bu mecranın doğasına uygun şekilde yer almak. Tacizkar olmamak.

Bu konuda da bundan 12 yıl önce kaleme aldığım ve sonra da belirli bir kısmı kitap olarak yayınlanan tezimde yazdığım reçete halen geçerli.

Bu ilkeleri takip etmek, her devrin gerçeği:

İlk Markalı Yayın ve İlk Siyasal Deneyim:
Clubhouse’a ilk giren marka Lipton Ice Tea oldu. Pandemi döneminde Bartu&Melikşah ikilisinin Instagram Canlı Yayını formatında başlattığı “Mücbir Sebepler”, tahminimce geçtiğimiz haftasonu Clubhouse etkisi ile düşen izlenme rakamlarını da toparlamak ve bir ilki daha gerçekleştirmek adına, hızlı bir şekilde aksiyon alarak “Mücbir Sebepler After” adı altında ilk markalı yayını gerçekleştirdi.

Elbette çok fazla eleştiri aldı, espri konusu oldu ve bir o kadar da izlendi fakat bu hamle “ekran süresi savaşları” konusunun ne kadar önemli olduğunu gösteren somut bir örnek.

Çok yakında Android kullanıcılarının da bu platforma girmesiyle, emin olun haftalık geçişlerde TV dizilerinde de reyting düşüşlerini göreceğiz.

Gelelim Siyasete
Mecraya girdiğim ilk günden beri aklımda tek bir soru vardı.

Sorumun cevabı dün Ahmet Davutoğlu oldu. Davutoğlu geldi, bir saate yakın bir yayın gerçekleştirdi. Ancak yayın basit bir basin toplantısında öteye geçemedi. Önceden belirlenmiş bazı basın mensupları sırayla sorularını sorup, Davutoğlu cevaplayınca aykırı sesler de hemen yükseldi tabi.

Yukarda da bahsettiğim gibi, burayı tek taraflı bir seslenme platformu olarak gören ve eş zamanlı katılımcılığı reddeden her türlü girişim şüphesiz ki tepkiyle karşılanacak.

Nitekim, Davutoğlu’nun ekibi de bu hatayı gördü. Eleştirileri kabul etti ve hemen diğer kullanıcılardan da soru kabul etmeye başladı. Tüm yanlışlarına rağmen, Davutoğlu Clubhouse’da aktif olan ilk parti genel başkanı olarak kayıtlara geçti.

Gelir Modelleri
Henüz çok net değil ama Clubhouse’da yakında ücretle girilen odalar, abonelik yapılan klüpler ve kişilere katkılarından dolayı teşekkür niteliğinde ödeme/bağış yapabilme gibi farklı gelir modelleri de gündemde.

Bu nedenle de mecra anlatı yeteneğini ön plana çıkararak belirli konularda köşe kapmaya çalışan yeni “influencer” tipolojilerine sahne olmaya da muktedir.

Yine, yeni, yeniden Penguen Belgeseli
Henüz çok şey söylemek istemiyorum ama böyle bir platformun son dönemde en çok etkisini göreceğimiz toplumsal olay da sanıyorum Boğaziçi’nde cereyan bulacak.

Twitter yerine Clubhouse, Youtube yerine de Twitch yeni dönemde gerçek zamanlı haberleşme ve örgütlenme çabalarında oyun kurucu olacak.

Devamı Gelecek.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Press ESC to close