Close Menu
yicit.comyicit.com
  • Anasayfa
  • Gündem
  • Pazarlama
  • Sosyal Medya
  • Yapay Zeka ve Dönüşüm
  • Kültür & Sanat
  • Manifesto
  • Blogun Hikayesi

Abone Ol

Son Yaratıcı Haberleri Alın

Neler Popüler?

RTÜK’ün Bosch İşleri

Mayıs 4, 2026

Halden Anlayan Bir Portre: Mert Karaibrahimoğlu

Mart 24, 2026

2026: Yapay zekâdan yapan zekâya

Şubat 12, 2026
X (Twitter) Instagram Pinterest LinkedIn
  • Blogun Hikayesi
  • Manifesto
X (Twitter) Instagram Pinterest LinkedIn
yicit.comyicit.com
  • Gündem
  • Pazarlama
  • Sosyal Medya
  • Yapay Zeka ve Dönüşüm
  • Kültür & Sanat
Subscribe
yicit.comyicit.com
Anasayfa » RTÜK’ün Bosch İşleri
Pazarlama

RTÜK’ün Bosch İşleri

Okuma Süresi: 3 dk.Mayıs 4, 2026
Paylaş Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Reddit Telegram Email
Paylaş
Twitter LinkedIn Pinterest Email

Bosch’un “köpek annesi” temalı reklam filmi etrafında başlayan tartışma ve RTÜK’ün inceleme kararı, ilk bakışta bir reklamcılık meselesi gibi görünebilir.

Ama değil.

Bu mesele, Türkiye’de ifade özgürlüğünün; yaratıcılığın, yaşam biçimlerinin ve en önemlisi insan olma hâllerinin hangi kalıplara sıkıştırılmak istendiğini gösteren çok daha büyük bir fotoğrafın parçası.

Bosch Türkiye’nin "köpek annesi" reklamı yayından kaldırıldı: Yeni Şafak hedef gösterdi, Aile Bakanı "kabul etmedi", RTÜK inceleme başlattıhttps://t.co/cIlyORmdZQ pic.twitter.com/oKZYMRYpTZ

— T24 (@t24comtr) May 3, 2026

Bir reklam filmi üzerinden yürüyen bu tartışma, aslında şunu soruyor:

Kim anne olabilir?
Kim sevgi kurabilir?
Kim bağlanabilir?
Kim makbul kabul edilir?
Ve en önemlisi: Hayatın olağan akışını kim tanımlar

“Değer Erozyonu”

Bugün azalan evlilik ve doğurganlık hızının; artan boşanmaların, yaşlanan nüfusun ve “erozyona uğrayan” geleneksek aile yapısının tek nedeni, kedi ve köpek sahiplenip onlara evladı gibi bakan bireyler mi gerçekten?

RTÜK’ün gerekçelerinde geçen “değer erozyonu”, “ticari kaygılarla sıradanlaştırma” ve “hayatın olağan akışına aykırılık” gibi ifadeler, hukuki olmaktan çok ideolojik bir zemine oturuyor.

Çünkü bu cümlelerin arkasında basit bir mesaj var:

“Bizim tarif ettiğimiz aile, annelik ve yaşam biçimi dışında kalan her şey sorunludur.”

Oysa hayat böyle işlemiyor.

İnsan sadece biyolojik bir varlık değil. Bağ kuran, emek veren, sahiplenen, seven, yas tutan, özleyen ve anlam üreten bir varlık. Bu yüzden anneliği yalnızca doğurganlık üzerinden tanımlamak, bakımı, özveriyi, fedakarlığı, şefkati ve dahi ebevynliğin getirdiği bir çok diğer unsuru genetik bir zorunluluğa, aidiyeti biyolojik bir protokole, emeği de yalnızca doğumla başlayan bir ilişkiye indirgemektir.

Zira sosyolojide “chosen family” (seçilmiş aile) olarak adlandırılan kavram, kan bağının her zaman aidiyetin en güçlü formu olmadığını savunur. Bu yüzden mesele bir reklamın yayından kalkıp kalkmaması değil. Mesele, hayatın çok sesli gerçekliğinin tek tip bir “makbul hayat” şablonuna zorlanmasıdır.

Reklam Tartışmasından Kimlik Hedef Göstermeye

Daha da vahimi, tartışmanın kısa sürede reklam eleştirisinin dışına taşması oldu.

Bosch’un “köpek annesi” temalı reklamını hazırlayan Medina Turgul DDB reklam ajansının CEO’su Jeff Medina’nın profili https://t.co/RI42CFYQ9p pic.twitter.com/HCTNBS5Pi3

— Yeni Şafak (@yenisafak) May 3, 2026


Bir reklam içgörüsünü tartışabilirsiniz.
Yaratıcı fikri beğenmeyebilirsiniz.
Marka stratejisini yanlış bulabilirsiniz.

Bunların hepsi meşrudur.

Ama bir işi, onu üreten insanların etnik kimliği, inancı ya da kökeni üzerinden hedef almaya çalışmak çok tehlikeli. Hele de Türkiye reklamcılığının hafızasında yeri olan kurumları ve insanları bu şekilde hedef göstermek, yalnızca onlara değil, bütün sektöre de verilen bir mesaj olarak okunmalı:

“Çizdiğimiz sınırların dışına çıkmayın.”

Yaratıcılığın Üzerine Çekilen Görünmez Perde

Bu kararın sektöre söylediği şey de çok net:

Daha az risk alın.
Daha az gerçek hayat anlatın.
Daha az farklılık gösterin.
Daha az insan olun.

Oysa reklamcılık, tam da hayatın içindeki değişimi, dönüşümü, kırılmayı ve yeni anlam alanlarını yakaladığı zaman değerlidir. Bazen sevdirerek, bazen düşündürerek, bazen güldürüp, bazen de rahatsız ederek dikkati çeker.

Reklam yalnızca ürün satmaz.
Bazen toplumun aynası olur.
Bazen görünmeyeni görünür kılar.
Bazen de herkesin bildiği ama yüksek sesle söyleyemediği bir duyguyu sahiplenir.

Bugün mesele sadece Bosch değildir.
Mesele sadece RTÜK değildir.
Mesele sadece bir reklam filmi değildir.

Bugün mesele, yaratıcı endüstrilerin nerede duracağıdır.

Umarım markalar, ajanslar, stratejistler, akademisyenler, iletişimciler, meslek örgütleri, yayıncılar, yapımcılar bugün bu konu karşısında aldıkları pozisyonla, yarının iletişim dünyasını şekillendireklerinin farkındalardır.

Risksiz. Ruhsuz. Tek tip. Onaylı. Steril. Hayattan kopuk, yaratıcılığın yerini talimatnamelerin aldığı, içgörünün yerini ideolojik kontrolün tuttuğu, markaların da sadece güvenli cümleler kurabildiği bir iletişim düzenine karşı meslek örgütlerinin harekete geçip geçemeyeceğini merak ediyorum. Bu yüzden meseleye “bir reklam yasağı” diye bakamıyorum.

Bu, kimin hayatının görünür olmaya değer bulunduğuna dair bir tartışmadır.

Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Email
Önceki YazıHalden Anlayan Bir Portre: Mert Karaibrahimoğlu

İlgili Yazılar

Pazarlama

Yeni Gerçekliğin Eşiğinde: Markaların Anlam Arayışı.

Kasım 19, 2025
Pazarlama

ST Endüstri Radyo’da Pazarlama ve Yapay Zeka Konuştuk.

Temmuz 31, 2025
Pazarlama

Kaygılı yeni dünya ve yeni nesil pazarlama liderliği

Temmuz 22, 2025
Bir Yorum Yazın
Bir Yorum Yazın Cancel Reply

Öne Çıkanlar

Kaygılı yeni dünya ve yeni nesil pazarlama liderliği

Temmuz 22, 2025

Bir Grok Masalı

Temmuz 10, 2025

Gündelik Yaşamda Yapay Zeka

Mart 13, 2025

Yapay Zeka, Hiper-Kişiselleştirme ve Oyunlaştırma

Temmuz 11, 2024

Yapay Zeka ve Pazarlama Endüstrisi

Temmuz 24, 2023

Yapay Zekanın Sıradanlığı Üzerine

Temmuz 10, 2023
Kimdir?

Diğer Yazılar

CehaPe’den CHP’ye

Temmuz 3, 2025

Kurumsal İtibar ve Çalışanların İfade Özgürlüğü

Nisan 2, 2025

Necati Özkan’a Özgürlük!

Mart 24, 2025

Yine Yeni Yeniden Türkiye

Mart 31, 2024
YAZAR HAKKINDA

Kariyerine 2004 yılında adım attı. Aynı yıl yicit.com’da içerik üretmeye başladı. 2009 yılında, Türkiye’de sosyal medya alanında hizmet veren ilk ajanslardan biri olan Utopic Farm’ın kurucuları arasında yer aldı. Sektörde birçok ilke imza attı.

2010'da Kadir Has Üniversitesi’nde Sosyal Medya Akademisi’ni kurdu ve 10 yıl yönetti. Aynı yıl, “Sosyal Medya ve İtibar Yönetimi” konulu tez çalışmasıyla yüksek lisans eğitimini tamamladı. Akademik kariyerine Yeditepe Üniversitesi’nde MBA dersleri vererek devam etti; eş zamanlı olarak başladığı doktora çalışmalarında ise ağırlıklı olarak Nesnelerin İnterneti ve Yapay Zeka alanlarına odaklandı. Bugün, Nişantaşı Üniversitesi’nde yüksek lisans öğrencilerine “Pazarlama Teknolojileri” dersi vermekte olan Kalafatoğlu, akademik ve sektörel çalışmalarını eş zamanlı olarak sürdürmektedir.

Kurumsal kariyerinde ise uzun yıllar hizmet verdiği Penti’de Pazarlama ve Dijital Dönüşüm Direktörü olarak görev aldı. Ardından Hopi’de Pazarlama Direktörü olarak görev yaptı. Her iki kurumda da markaların stratejik ve teknolojik dönüşümlerine liderlik etti. Bir çok ödül kazandı ve başarı hikayeleri yarattı.

2024 itibariyle marka ve ajanslara danışmanlık sağlayan ve operasyonel destek sunan yeni bir hizmet modeli geliştirerek Value Venture & Partners'ı kurdu. Yerli ve global yapay zeka girişimlerine yatırımcı ve danışman olarak katılmaya başladı.

BÜLTENE KAYDOLUN

Güncel haber ve gündem başlıklarını kaçırmamak için e-posta adresinizle sistemimize kaydolabilirsiniz.

X (Twitter) Instagram Pinterest LinkedIn
  • Ana Sayfa
  • Pazarlama
  • Sosyal Medya
  • Gündem
  • Yapay Zeka ve Dönüşüm
  • Kültür & Sanat
© 2004 - 2025 | Yiğit Kalafatoğlu

Yukarıya yazın ve aramak için Enter tuşuna basın. İptal etmek için Esc tuşuna basın.