Heat me baby one more time !

Allahtan bu benim kişisel blogum, şayet bir mecrada köşe sahibiyken bu konudaki düşüncelerimi aktaracak olsam nasıl bir başlık bulabilirdim bilemiyorum. Bu arada; dünyanın en çok ziyaret edilen ilk yüz siteden biri olan cnn.com bu sorunun üstesinden şu şekilde gelmiş: “Turkey blocks Youtube accsess

youtube2.JPGGayet şık ve net. Hızlı ve Doğru haber. Bence eksik ama olsun.
Eğer editör ben olsaydım neler mi yapabilirdim ?

Turkey has done it again ! Turkey never gives up !
Try Try Try to Seperate ! And Youtube Goes to..
ve en güzeli henüz türetemediğimdir..

Efendiler !
Düşünün ki, Atatürk’e küfür ediliyor diye bir mecrayı cezalandıracaksınız. Amacınız da bu mecraya ekonomik bir yaptırım uygulamak; reklam gelirlerinden mahrum bırakmak için süreli-süresiz  ceza vermek, yayını durdurmak vs, tabii bu medya geleneksel medya; yani bir televizyon kanalı, gazete/dergi yada radyo ise.

Peki; internet üzerinden yayın yapan ve yeni mecranın mihenk taşı olarak atfedilen youtube’u yasaklayarak, youtube markasının ürünü olmayan bir içerik yüzünden, youtube’a yaptırım uygulayabileceğini düşünmek de nedir ?

Herkesin aksine ben yasalara yada yargı organlarına bir şey diyemiyorum. Herhangi bir mahkemenin bu dava ile ilgilenen herhangi bir hakimi; youtube’un ne olduğunu, nasıl işlediğini, içeriğinin nasıl oluştuğunu, yetkililerine ulaşılabilirliğinin olup olmadığını bilmeyebilir.

Bu nedenle de Atatürk’e Hakaret Suçunun varolduğu mecraya yasalar gereği ne yapılması gerekiyorsa, o doğrultuda kararını verebilir. Bu O’nun yada Onlar’ın sorunu değil, içinde bulunduğumuz yüzyıla yetişebilme sorunu.

Dünya üzerinde geçerliliği olan ve evrensel olarak kabul görmüş bir internet hukuku henüz bulunmamakta. Bu; dijital yani sayısal altyapı barındıran iletişim ve ekonomi çağına hazırlıksız yakalanan insanlığın zaafı. Bu zaaf da 3. dünya ülkelerinde sıklıkla boy göstermekte. İşte bu yüzden içinde bulunduğumuz durum; bu geçiş sürecinin sancılarından biri olarak nitelendirilebilir. Doğal olarak benim sözüm kararı infaz edenlere değil; bu davayı açan arkadaşlar topluluğuna !

Aferin sizlere; çok doğru yoldasınız. Atatürk ilke ve devrimlerine sahip çıkmak için en doğru yolu seçtiniz. Önce küfüre küfür ile karşılık verdiniz, sonra ipin ucu kaçınca tıpkı çocukluğunuzda olduğu gibi bulduğunuz ilk yetkiliye şikayette bulundunuz.

Ah! Özür dilerim. Hakkınızı yemiyelim. Bilmiyordunuz belki ama, daha önce YouTube’u yasaklatanlarca bu ülkenin zar zor oluşan “demokratik ve özgürlükçü imajına” zarar verilmişti, hem de bir kaç kez…

Neyse, bir yenisi de şimdi eklendi. Atatürk’ü de koruyup kollamak, O’nun mirası olan muasır medeniyetler seviyesine yükselmek gayesi de sizinle ancak böyle mümkün olabilirdi zaten !

Eee ? Peki biz şimdi siteye ulaşamayınca kalktı mı o küfürler ? Elbette kalkmadı. Üstelik eskiden karşılık da verebiliyorduk peki şimdi ne yapacaz, altta mı kalacağız ?

Örgütlenip, kullanıcıları bilinçlendirip, bu video uygunsuzdur lütfen kaldırınız ibaresini işaretleyelim mi örneğin ? Yada barışçıl ve insancıl içerikler hazırlayıp, Atatürk’e küfredenlere tıpkı O’nun Yunan bayrağını ezip geçmeyişi gibi ders mi verelim ?

Yok canım, ne uğraşıcaz kapattırrız siteyi kurtuluruz dimi !

3 değil 33 maymunu oynuyoruz. Üstelik bu devirde. Ne oldu kapatılınca youtube baş göğe yükseldi mi ? Biz görmeyip, duymayıp, bilmeyince karanlığın üstüne güneş gibi doğmuş mu oluyoruz sizce ? 

Bundan sonra ne olacak peki ? Haydi facebook’da grup açalım, yok yok bir elde video kayıt cihazları Anıtkabir’e yürüyelim. Ama diğer elde de bilgimiz, görgümüz, kitaplarımız yerine bayrağımız olsun, arkasına sığınalım ve gözümüzü kulağımızı tıkıyıp iyi bir halt etmenin hazzıyla eve dönelim. 

Tüm bu esnada şu tarz haberleri de görmezden gelelim :

“The YouTube bans in Turkey have highlighted the country’s troubled record on free expression which Turkey wants to improve as part of its bid to join the European Union. “

Davacı Arkadaşlara Selamlar Olsun…

Comments (9)

  • cemalsays:

    18 Mart 2008 at 14:33

    hikayenin bir kısmını çok beğendim yicitim, eline fikrine sağlık. atatürk zekasında insanların yönetiminden ne derece yoksun olduğumuzu gösteriyor bu yu’tüp kapatilması olayi cidden. adam bayrağı ezmeyip sadece yunanlara değil, tüm insanlık alemine hoşgörü ve medeniyet dersi veriyor, biz devekuşu misali başımızı kuma gömüyoruz..
    bu kapatmadan ne kazaniyoruz, ne kaybediyoruzu kısaca özetlemek istersem şunu söylerim: biz gözden ırak olan gönülden ırak olur, misali görmediğimiz şeyin mutsuzluğundan kurtulurken, türkiye sınırları dışında ülkede fikir özgürlüğünün kısıtlanması söylentilerinin yanında türk insanının aynı zamanda devletinin kurucusuna yapılan hakaretlere karşı akla mantığa sığar bir cevap niteliğinde bir karşılık veremediği durumu ortaya çıkıyor yalan veya yanlış.
    evet muasır medeniyet seviyesinin ötesine geçiyoruz: dünyada hiçbir yargı organının henüz başaramadığı birşeyi başarmaya çalışarak, uluslararası bir dotcom’u kapatmaya çalışarak yani.
    hepimize kolay gelsin şu halde…

  • cemsays:

    21 Mart 2008 at 11:05

    baka cezalarda gelmiş.

    Ankara 4. Sulh Ceza Mahkemesi, 13/03/2008 tarih ve 2008/411 nolu kararı gereği bu siteye erişim TELEKOMÜNİKASYON İLETİŞİM BAŞKANLIĞI’nca engellenmiştir.

    Access to this web site is banned by “TELEKOMÜNİKASYON İLETİŞİM BAŞKANLIĞI” according to the order of: Ankara 4. Sulh Ceza Mahkemesi, 13/03/2008 of 2008/411.

    ANKARA 1. SULH CEZA MAHKEMESİ, 12/03/2008 tarih ve 2008/251 nolu kararı gereği bu siteye erişim TELEKOMÜNİKASYON İLETİŞİM BAŞKANLIĞI’nca engellenmiştir.

    Access to this web site is banned by “TELEKOMÜNİKASYON İLETİŞİM BAŞKANLIĞI” according to the order of: ANKARA 1. SULH CEZA MAHKEMESİ, 12/03/2008 of 2008/251.

    Ankara 3. Sulh Ceza Mahkemesi, 13/03/2008 tarih ve 2008/311 nolu kararı gereği bu siteye erişim TELEKOMÜNİKASYON İLETİŞİM BAŞKANLIĞI’nca engellenmiştir.

    Access to this web site is banned by “TELEKOMÜNİKASYON İLETİŞİM BAŞKANLIĞI” according to the order of: Ankara 3. Sulh Ceza Mahkemesi, 13/03/2008 of 2008/311.

  • Can the Ratsays:

    27 Mart 2008 at 04:15

    Telekom yetkilileri openDNS gibi yöntemlerle bu yasaklanan sitelere girilebildiğini zaten biliyorlar. Herhalde oradaki teknik ekipten daha akıllı olduğunuzu düşünmüyorsunuz.

    Telekom sadece DNS ile IP numaralari arasindaki bağları kopararak, bir alanda park etmiş birden fazla alan adı varsa, hepsi birden kapanmasın diye böyle uyguluyor cezayı; yani arada suçsuz da gitmesin diye. İsterse tamamen IP’ye ulaşımı kesebilir. Bu sefer de proxy ile ulaşabiliriz sitelere. O zaman da isterse proxy’lere izin vermeyebilir.

    Kısaca, Telekom’un ulaşmamızı kesinlikle engelleme şansı var.

    Dünyada internet siteleri kapanmıyor gibi bir yorum gelmiş, hatırlatmak isterim ki, telif haklarını ihlal eden, İnsan Haklarını hiçe sayan ve ayrımcılık yapan siteler, dünyanın pek çok ülkesinde kapatılmaktadır. Yani, gazetede yazamayacağınız bir konuyu, internette de yazamazsınız. Hosting anlaşması yaparken (muhtemelen okumadan geçtiğiniz bütün anlaşmalar gibi) ne konularda yayın yapamayacağınız açık bir dille belirtilmektedir.

    Youtube’un T.C.’de yasaklanmasına gelince… Tabii ki çok yanlış, ama bir o kadar da sorunlu bir durum, zira suçu işleyen biz olmasak da, hak mahrumiyeti alan biziz. Fakat, uygunsuz içeriğin bireyleri etkileme ihtimalini düşünürseniz de doğru bir uygulama. Yani 12-13 yaşında, gerçekle kurgu arasındaki farkları bile algılayamayacak bireylerin, dezenformasyon ile yanlış bilgilendirilmelerinin önüne geçilmesi lazım.

    Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı, sıkı çalışıp, uygunsuz içerik kalktığı anda siteyi tekrar kullanıma sokması lazım. Fakat gene bir sorun ortaya çıkıyor, mahkemelerimiz bu iş için yeterince hızlı çalışmıyor. O zaman görevi sadece Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’na verelim desek, hukuki karar alabilecek bir organ haline gelmesi gerekir. Yani RTÜK’ün durumu gibi, ahlak ve ahlaka uygunluk kararını verecek kişilerin bu konuda uzman olup olmadıkları ciddi bir soru işareti taşıyacak.

    Youtube’un yayınladığı videoları ciddi bir şekilde kontrol etmesi gerçekten olabilecek tek çözüm. Bununla ilgili geçen aylarda görmüş olduğum bir yazı vardı, Youtube’a porno video ekleyeceğini ilan etmişti kişi. Bu sayede uygunsuz içerik konusunda Youtube denetim makenizmasının ne kadar işlevsiz olduğunu kanıtlayacaktı. Ne oldu sonuçta göremedim hiç bir yerde, ama gerçekten de porno yüklesek bile Youtube’a, silinmesi günler alır eminim. Bunu denemek üyeliğime mal olacağı için, yeni üyelikle uğraşmak istemediğim için ben denemedim, ama denersen başarılı olurum gibime geliyor.

    Neyse, kişisel hakların korunabilmesi adına, T.C.’nin yaptığının görece daha mantıklı ve YouTube’un yaptığınını görece sorumsuz olduğunu düşünüyorum.

    Her ortam, yayınladıklarından sorumludur. YouTube’un hızlı bir şekilde AjansPress gibi bir ekip kurup, yüklenen her videoyu seyredip siteye eklemesi gerekiyor.

    Böylece, sadece Atatürk’e değil, bütün (yaşayan veya ölmüş) kişilerin haklarını korumakla yükümlü olduğu sorumluluğu yerine getirmesi gerekiyor.

    Belki de bunun olması için, bizim veya başka ülkelerin bu olayı uluslararası mahkemelere götürmesi gerekiyor.

    T.C., Çin’deki gibi aman halk kafasını kaldırmasın, bir şeyler öğrenirse isyan çıkar mantığını yüzde yüz destekleyerek, “Hehe bize de fırsat doğdu, hemen kapatın YouTube’da halkı ezelim” dediklerini sanmıyorum. Ama diyenlerin de olduğundan eminim.

  • Yiğit Kalafatoğlusays:

    27 Mart 2008 at 10:42

    Can teknik aydınlanma için teşekkür ederim. Gelgelelim biliyoruz ki internet üzerindeki yasaklar sadece göstermeliktir, tıpkı ülkemiz demokrasisi gibi. Çünkü birden fazla şekilde delinebilir, anayasamız gibi..

    Öte yandan sana bir konuda katılmıyorum o da dezenformasyon. Bu küresel ısınmaya yerel önlem almak gibi.

    Yazında “12-13 yaşında, gerçekle kurgu arasındaki farkları bile algılayamayacak bireylerin, dezenformasyon ile yanlış bilgilendirilmelerinin önüne geçilmesi lazım.” demişsin.

    Binaleyh, youtube’da kişi kendi yayın akışını belirliyor. Kişinin kendi belirlediği bir mecrada dezenformasyona ugraması yada ugramaması sansür gerektirir mi önce bunu düşünmek gerekir. 12-13 yaşında bir bireyin hangi siteye girip girmeyeceğine ebevynlerinin karar verdiği bir uygulama da söz konusuyken hele.

    Kaldı ki konu Atatürk olunca yaş grubu ne olursa olsun, çocuk, ergen-genç dezenformasyona ugramak ne kadar mümkün bu ülkede ?

    türküm doğruyum çalışkanım ?

  • Dorasays:

    27 Mart 2008 at 11:14

    Arkadaşlar interneti yazılı basın ve görsel medyadan ayıran birkaç özelliği var. Birincisi daha özgür bir ifade edişe yelken açmanızı sağlar, ikincisi yazar, gazeteci, prodüktör, yönetmen, şarkıcı, muhabir, radyocu olmasanız bile size istediğinizi yaratma anlamında özgür bir ortam yaratır. Gazete kurmak, radyo kurmak, albüm çıkartmak, TV sahibi olmak, çektiğiniz bir filmi yayınlatmak başlı başına bir sermaye meselesiyken internet size birkaç dolara serbestiyenin kapılarını açar. Bu beraberinde doğası gereği aşırılık ve denetimsizliği de getirir. Denetim mekanizmasındaki eksiklik kimi zaman faşist bir duyuru ile kendini ilan eder, kimi zaman bir haberin manipüle edilişi ile kimi zaman bilgi hırsızlığı ile kimi zaman da pornografik görüntülerin yasal çerçeve dışında yayınlanmasıyla. Olay sadece Youtube’ın benzer nedenlerden ötürü kapatılmasından ibaret değil yani. Youtube üç mahkeme kararıyla erişimi Türkiye’den engellenmiş bir site ve söz konusu videolar kuvvetle muhtemel yine tüm dünyada yayınlanmaya devam ediyor. Biz kendi oto sansürümüzü yapmaktan başka bir halt etmiyoruz yani. Ve dünyada en fazla yasaklayıcı ülkeler arasında Türkiye yer alıyor. Telekomünikasyon Dairesi, Bilişim Dairesi, RTÜK vs… Bunların vereceği kararlardan medet ummayı beklemek yanlışlıktır. Zira belki size abartı soslu gelebilir ama bu kurumların başındaki kişilerin 10 sene öncesine kadar evlerinde TV bile yoktu. Bakınız abartılı bir tını yaratabilir ama sözlerim gerçeğe yakındır. Korkulan ise Youtube’a yasak getiren zihniyetin yarın öbür gün sizin ya da bilindik bir web sitesine de yasak getirebileceği gerçeği olmalı. Ve üzücü olan Türkiye’den internet üzerine ahkâm kesen dernek ve sivil toplum kuruluşlarının birinden bile ses çıkmaması. Daha yeni uyandığımdan belli ki çok dağınık yazdım. Ama şunu belirteyim ki, netteki denetim mekanizmasının uluslararası bir kaidesi olması lazım. Ve bu kararların sadece karar koyucular tarafından değil net kullanıcıları ile ekmeğini netten kazananlar tarafından da alınması gerekir diye düşünüyorum. Meslek lisesi ile birlikte yaklaşık 10 senesini medya teorisi ve pratiğine vermiş bir arkadaşınız olarak; yarından tezi yok TV8 haber merkezine bu konunun vahametini ayrıntılarıyla anlatacağım. Ve bunca gündem yoğunluğuna rağmen ayrıntılarıyla bir Youtube haberi patlatacağımdır. Bana fikir veren Yiğit kardeşime de bir kez daha teşekkür ediyor, ellerine sağlık diyor, sıçtıktan sonra uyumaya gidiyor ve sonra da konu hakkında araştırmalara başlıyorum.

    Esenlikler, yalarım

    DM

  • Yiğit Kalafatoğlusays:

    27 Mart 2008 at 12:04

    Dora’cığım teşekkürler. Yazının “sonuna” kadar keyifle okudum. Bireysel Haber Ajansıma düşene bakacak olursak içerik kaldırılmış, Türkiye’ye de haber yollanmış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Press ESC to close